Merhaba,

Her şeyde olduğu gibi ilk adım çok önemlidir. Bir şiirin ilk dizesini bulunca gerisi çok kolay şekilde gelir. Düğmeyi baştan yanlış iliklersen diğerleri de yanlış olur, hoş olmayan bir sonuç ortaya çıkar. Bu nedenle doğumdan ölüme kadar olan süreç olarak adlandırdığımız Gelişim Yolculuğu’nda da ilk adım çok önemlidir. Nereden ve nasıl başladığın önemlidir.

Bana sık sık soruyorlar. Hocam: ’’ ’Gelişim Yolculuğu’ diyorsun hep. Bu yolculuğa ilk olarak nereden başlayalım? İlk adım olarak ne yapalım? Bunun başlangıç noktası nedir?’’ diye.

Başlangıç noktası doğru yöne gitme anlamında çok önemlidir.

Gelişim Yolculuğu’nun ilk adımı insan olmak, insan olduğunun farkına vararak yola çıkmaktır.

Günümüzde insanlığın geldiği noktaya baktığımızda insan olmanın, insanlığını kaybetmemenin önemi daha da gerekli oluyor. Haberlere baktığımızda hırsızlık, gasp, hayvana, kadına şiddet alabildiğine artmış durumda. Bu haberlere baktığımızda şu soruları sormak ihtiyacı duyuyoruz ister istemez:

‘’Neden insanlar böyle, insanlık nerede, insanlık bu mu?’’ gibi sorular at arda geliyor.

Şöyle bir baktığımızda ‘neden insanlığımızı kaybettik, niçin insanlıktan uzaklaştık?’ sorularının cevabını aramamız gerekiyor.

Önce ‘insan kimdir, nasıl bir varlıktır?’ sorusunun cevabını hiç yorum katmadan medeniyetimizin ışığında verelim:

‘’Bu âdem dedikleri
El ayakla baş değil
Âdem mânâya derler
Suret ile kaş değil’’                Kaygusuz Abdal

(Âdem dedikleri el, ayak, yüz ile kaştan ibaret değildir. Asıl önemli olan “mânâ’dır, yani özüdür. İnsan, dış görünümü ile değil özüyle değerlendirilmelidir)

‘’Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen’’ Şeyh Galip

(Hoşça bak kendine ki kainatın özüsün sen. Bütün yaratıkların göz bebeği olan insansın sen.)

“İnsan üç beş damla kan ve bin bir endişedir.”        Sadi-i Şirazi

‘’Kardeşim sen düşünceden ibaretsin
Geriye kalan et ve kemiksin
Gül düşünür gülistan olursun
Diken düşünür dikenlik olursun’’       Mevlana

‘’Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.’’ (İsra Suresi 70. Ayet)

‘’Biz insanı en güzel biçimde yarattık.’’ (Tin Suresi 4. Ayet)

Tüm bu yaklaşımlar gösteriyor ki bu güzel hasletleri kaybettiğimiz, Rabb’imizden uzaklaştığımız için, Batılı, modern olacağız diye sırtımızı döndüğümüz medeniyetimizden koptuğumuz için bir hastalık geçiriyoruz. Dünyanın dengesini bozduk, kendimizden, Rabb’imizden uzaklaştık hastalandık.

Hastalığın adı: Modernizm

Modern olalım derken bizi biz yapan değerleri bıraktık, yeni şeyler aramaya başladık. İşte geldiğimiz nokta; insanlık olarak o kadar ilerledik ki görünmez olduk! Haz ve hızın esiri olduk. Kanaatkarlığı, sabrı, hoşgörüyü, merhameti, paylaşmayı, yardımseverliği, cömertliği, güveni, alçak gönüllülüğü ve daha nice değerleri kaybettik.   

Tekrar bizi biz yapan değerlere dönme vakti geldi de geçiyor. Önce insan olduğumuzu hiç unutmadan başlangıç, ilk adım olarak kendimizi bilmemiz, aileyi kuvvetlendirmemiz, çevreyi, doğayı korumamız gerekiyor. Yoksa kendi elimizle kendi sonumuzu getireceğiz.

Youtubedeki Gelişim Yolculuğu adlı kanalımda bu konuyla ilgili videomu izleyerek daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

İnsan olmak, insan kalmamız dileğiyle…

Her şey gönlünüzce olsun…

Bilgilen Gelişerek İlerle!

Saygılarımla…

Categories:

Tags:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir